25 Mayıs 2026 tarihinde Fransa’ya dönen Küresel Sumud Filosu’nun Fransız aktivistleri, İsrail’in uluslararası sularda gerçekleştirdiği saldırıların ardından yaşadıklarını kamuoyuyla paylaştı. Aktivistlerden Merle, 22 Mayıs’ta geri döndüğünde, dört gün boyunca İsrailli askerler tarafından maruz kaldığı şiddeti ayrıntılı bir şekilde anlattı. Merle, “Küresel Sumud Filosu’nun bir parçası olarak işgalci İsrail güçleri tarafından kaçırıldım ve bu süre zarfında fiziksel şiddet, cinsiyetçi taciz ve işkenceye maruz kaldım.” dedi.
İsrailli askerlerin kendisine “Hamas’la bağlantılı olup olmadığını” sorduğunu belirten Merle, insani yardım amacıyla hareket ettiğini yanıtladı. Aktivist, kadın ve erkeklerin farklı gruplara ayrıldığını ve aşağılayıcı muameleye tabi tutulduklarını ifade etti. “Gıda, su ve tedavi gibi temel ihtiyaçlarımızdan mahrum bırakıldık. Gece uyandırılıp bağlı bir şekilde dört ayak üzerinde yürütülmeye zorlandık. Bizlere fiziksel şiddet uygulandı.” şeklinde konuştu.
Merle, aşırı sağcı İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in önünde “Yaşasın İsrail” dememeleri için kendilerine baskı yapıldığını, buna karşı “Özgür Filistin” dediği için bir tokat yediğini aktardı. Gemideyken her 6 saatte bir 160 kişiye yalnızca 20 su şişesi verildiğini vurgulayan Merle, suyun üzerlerine fırlatıldığını ve bu durumun bir aktivistin bayılma tehlikesi geçirmesine neden olduğunu belirtti.
Aşdod Limanı’na geldiklerinde ifade vermeye zorlandıklarını kaydeden Merle, hangi pasaporta sahip olduklarının kontrol edildiğini ifade etti. İki Türk aktivistin dövüldüğünü duyduğunu ve bunun kendisini korkuttuğunu aktaran Merle, “Benim pasaportum benden üç kişi ötedeki arkadaşımdaydı.” dedi.
Merle, ellerinin arkasından kelepçelendiğini ve bu durumun kendisine büyük acı verdiğini dile getirerek, “Yardım çağrısı yaptığımda, iki asker daha fazla sıkıştırdı.” ifadesini kullandı. Bir doktorun geldiğini, ancak bunun sahtekarlık olduğunu anladığını çünkü kendisinin videoya alındığını belirtti.
İsrail marşının dinletildiğini ve bazı arkadaşlarının dövülmek üzere alındığını da ekleyen Merle, “Bağırdıklarını duyabiliyorduk.” dedi. Tansiyonu olmasına rağmen ilaç verilmediğini dile getiren aktivist, “Bazılarımızı soyup elle aradılar. Bu durumun aslında cinsel saldırı olduğunu fark ettim, çünkü hiçbir gerekçe yoktu.” şeklinde konuştu.
Kadın aktivistlerin köpeklerle tehdit edildiğini belirten Merle, dört gün boyunca yaşadıkları durumu “cehennem” olarak nitelendirdi. Filistin halkının çektiği acıları görünür kılmak istediklerini vurgulayan Merle, “Bu savaşı durdurmak zorundayız. Faşizmi ve ırkçılığı durdurmanın yolunu biz belirleyebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu. Merle, İsrail güçleri tarafından alıkonulduklarında Fransızca konuşan gençlerle muhatap olduklarını ve neden böyle davrandıklarını sorduklarını sözlerine ekledi.