“`html

Tilda Swinton ile “Ongoing” Sergisi Üzerine: Sanatla Hayatı Buluşturmak
Röportaj: Öykü Sofuoğlu – Fotoğraf: Tim Walker
28 Eylül’de Amsterdam’daki Eye Filmmuseumda açılan Tilda Swinton’un Ongoing isimli sergisi, onun 40 yıllık sanatsal yolculuğunun ve yaratıcı ilişkilerinin canlı bir belgesini oluşturuyor. Bu sergi, yalnızca bir retrospektif değil, aynı zamanda Swinton’ın anılarını ve düşlerini fiziksel hale getiriyor.
Sergi, Tilda Swinton’un yaşamının kesişim noktalarını görselleştiren, birlikte çalıştığı sekiz değerli dostunu da misafir ediyor: Pedro Almodóvar, Luca Guadagnino, Joanna Hogg, Derek Jarman, Jim Jarmusch, Olivier Saillard, Tim Walker ve Apichatpong Weerasethakul. Her biri, Swinton ile olan yaratıcı etkileşimlerini yeni projelerle tekrar şekillendiriyor.

Video, renk, ses, 1.54 dak.
Luca Guadagnino’nun izniyle

Enstalasyon
Olivier Saillard ve Tilda Swinton’ın izniyle
Guadagnino’nun sergideki katkısı, Swinton’ı merkeze alan kısa film ve heykel çalışmasından oluşuyor. Joanna Hogg’un Flat 19 enstalasyonu ise 1980’ler Londra’sındaki bir yaşam alanını anıların mekânı hâline getiriyor. Pedro Almodóvar’ın The Human Voice kısa filmi de sergi kapsamında ilk kez yer alıyor. Bu serginin en dikkat çekici yanlarından biri, Swinton’ın sinema kariyerinin başlangıç noktası Derek Jarman’a ayrılan özel alandır.
15 Mart’a kadar sürecek olan Ongoing sergisinin arka planını ve yaratıcı iş birliklerini masaya yatırmak için Eye Filmmuseum’da Tilda Swinton ile bir araya geldik.
“Derek ile birlikte yarattığımız filmlerde ortak bir kimliğimiz var. Super 8 çekimlerinde karakter yok; bu yüzden ben bu terimi pek sevmiyorum.”

Fotoğraf: Victor Wennekes, 2025
© Eye Filmmuseum
Dün gece, Derek Jarman’ın Modern Nature kitabına göz attım. Bu görüşmemiz sırasında o kitabın ruhunu yansıtan pasajlar arıyordum. Jarman’ın, Amsterdam’da yeni bir tekne-evi alma kararı aldığına dair bir not buldum; bu görsel imgelerin serginin temasına ne kadar uygun olduğunu düşündüm.
Bu söyledikleriniz gerçekten derin. Siz de bir anı paylaşmak ister misiniz? Salı günü Bliss performansını sergileyeceğim ve bu sefer günlüğümden bahsetmek istiyorum. Geçen hafta Simon’la birlikte Jarman’ın yazdığına odaklanma şansı buldum.
Bliss üzerinde çalışmanız sergiye nasıl bir etki sağlıyor? Bu deneyimin sizin için anlamı nedir?
Bliss, sergi deneyimimle manidar bir ilişki kuruyor. Bu sergi, geçmişe dönüp bakmamı sağlıyor ve tüm yılların bir parçası olduğuna dair farkındalığımı artırıyor. Bu durumu soyut bir perspektifle anlatmıyorum; yaşadığım anların gerçekliğini kabul ediyorum.
Ongoing sergisinin teması, hem geçmişe dair bir dönüş yapmamı sağlıyor hem de gelecekteki projelere ilham veriyor. Kendi pratiğimle ilgili daha önce fark etmediğim şeyleri keşfettim. Örneğin, Derek’le yaptığımız erken döneme ait filmlerde, kameranın önünde doğal bir şekilde bulunmayı öğreniyordum.

Super 8’den videoya aktarım, 4 dk., 9,07 dk.
Derek Jarman tarafından Dungeness, Kent’te çekildi
Basilisk Communications Limited izniyle, BFI National Archive’a teşekkürlerle

30 dak, ses
El Deseo en Cineárt’ın izniyle
Sanatçılar ve sinemacılarla Birlikte Çalışırken Hangi Terimi Kullanıyorsunuz?
Tüm bu kavramlar eşit derecede geçerli. Wes Anderson ile olan işbirliklerim için özel bir yere sahip. Her işbirliği kendine özgü bir dinamiğe sahiptir. Hayata bir yazar olarak başladım ve yeniden yazmaya başladığımda bunun başka bir tür olduğunu fark ettim.
Derek’le yaptığımız filmler var; gerçekten beraber imza attığımız eserlerdir. Ben, kendim olarak tepkilerimi veriyorum ve her karakterin derinliğine farklı bir bakış açısıyla ulaşmayı amaçlıyorum.
Özellikle Joanna Hogg ile ilişkim, ikinci elden bir oto biyografi gibi. Her iki filmde de çok tanıdık bir figürü yorumluyorum ve işin içinde doğaçlama var, bu da her şeyin içten geldiğini gösteriyor.
Bunun yanında Pedro Almodóvar ile olan işbirliğim bambaşka bir deneyim. Kendimi onun yaratım sürecinde en uzak hissettiğim anlar oluyor, zira o zaman mükemmel bir Almodóvar karakteri oluyorum. Her biri kendi dünyasında eşsiz ve farklı bir anlam kazanıyor.
Serginin içindeki yöntemlerle ilişkilerinizin doğası hakkında neler düşünüyorsunuz?
Tüm bu yönlerden bakınca, The Human Voice sinematik bir deneyim sunuyor. Her şeyin düzeni ve sergilediği sanatsal derinlik, izleyici üzerinde derin bir etki bıraktığı için bu deneyimler bir araya geldiğinde gözle görülür bir hikâye yaratıyor.
Son zamanlarda Bong Joon-ho ile birlikte serginin genişletilmesi hakkında konuştuk. Onun grotesk anlatım tarzı, bizim için başka bir hikaye anlatma fırsatı sunuyor.
“Hayatı eserlere davet etmenin önemli bir yol olduğuna inanıyorum.”

Renkli fotoğraf
Tim Walker’ın izniyle

Flat 19, 2025
Film seti yerleştirmesi, çok kanallı ses, döngü
Joanna Hogg’un izniyle
Joanna Hogg ile oluşturduğunuz Flat 19 işinde yaşamış olduğunuz deneyim, tüm katılımcılara gerçek bir bağlantı güneşine dönüşüyor. Mekâna girmek ve sesinizin yankısını duymak zamanın ötesinde bir his kazandırıyor.
Joanna ile her zaman iş birliği yaptık. Başlangıçta küçük bir film üzerinde düşünüyorduk ama daha sonra bir ortam yaratmaya karar verdik.
Bu da geçmiş deneyimlerimin izlerini taşıyan bir hal aldı. Serginin hazırlanmasında yaşanan her şey bir zaman bükülmesi hissi, birçok izleyici için nostaljik ve tanıdık bir içerik sunuyor.
Aynı zamanda yaratıcılığı açığa çıkaran bir alan sunuyor, zira neden olduğu yeni buluşlar var.
Evet, ortamın kusursuz ve birebir olmasıyla birlikte, yaşanan anılardaki hatalar da gerçekliği pekiştiriyor. Hafızamın farklı yönleriyle oynamak da bana ilham veriyor.
Bunu korumak zor ama şimdiki zamanın boşluklarının da dahil olduğu gerçeğini kabul etmek gerekiyor.
Kesinlikle. Hafızanın işleyiş biçimi üzerine düşündüğümde, bazen gereken anları yeniden yaşamak veya tekrardan değerlendirmek gerekebilir. Joanna’nın The Souvenir filmindeki süreç gibi, hayal gücü açısından önemli bir alan açabilir.
Aylaklık hâlinizin işlerinize etkisi nedir? Bu durumu sanatsal alanlarda korumak zordur.
Aylaklığı düşündüğünüzde, bu benim için oldukça değerlidir. Duyarlılığın keskinleşmesi, yaratıcı düşünceyi açığa çıkarır. O mekân aynı zamanda bir bekleyişin temsilidir; orası hayatımın başlangıcını beklediğim bir yer gibi.

Moda: Zac Posen, Francesco Scognamiglio ve Gaspar Gloves – Houston, Texas, 2014
© Tim Walker

Eye Filmmuseum siparişiyle üretilmiştir, Onassis Stegi ortak yapımıdır
© Apichatpong Weerasethakul, Kick the Machine
Bir kişinin geçmişi ve etrafındaki kültürel bağlarla da ilişkisi mevcut. Kendime yeterince zaman ayırmak önem kazanıyor. Bu, yaratıcı ortaklıklarınızda da görünür. Örneğin, Luca Guadagnino ve Apichatpong Weerasethakul’la olan ilişkim daha derinleşiyor.
Sergi, basit ve pratik bir kavramla başlıyor. İlişkiler, ağacın gövdesini temsil ederken, devamlılığın özü de oradan geliyor. İlk diyaloglar, belki de 1994 yılında başlarken, yıllar içerisinde ortak projelere dönmek de bir döngüyü temsil ediyor.
Bütün bunlar Derek’le başladığında, birlikte geçirdiğimiz anlar önemliydi. Mutfak masası ya da yatak gibi günlük yaşam alanları, yeni fikirlerin doğması için bir zemin oluşturuyordu.
Fark ettiğimiz üzere, birçok yönetmen, sinema dünyasında hızlı bir şekilde yol alırken biz, sanatçı olarak uzun süreçler içinde çalışmalarımızı geliştiriyoruz. En son projem ile 1986’dan beri süregelen bir hikayeyi tamamlamanın mutluluğunu yaşıyorum.
Bunlar, diğer projelerim için de geçerli. Memoria gibi uzun vadeli projelerde birçok ortak deneyim yaşadık. Yaşamın bringlediği her an, yaratıcılığı besliyor.
Hiç birlikte çalışma fırsatınızın olamayacağı ama yine de yaratıcılığınıza yakın bir sanatçıyla iş birliği yapmayı düşündünüz mü?
Sanatçılarla olan bağ kurmak oldukça özeldir. Benim için Chris Marker bu tanıma uyuyor. Orada durduğunuzda, sanatına karşılık verme hissi yaşarsınız. Böyle bir bağ kurmak, kelimelerle ifade edemeyeceğiniz bir deneyim sunar.

© Casper Sejersen

İskoçya, 2025
© Tim Walker
“`