Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, hantavirüsün şu anda ciddi bir pandemi riski oluşturmadığını ancak gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini vurguladı. Son günlerde, Güney Amerika açıklarındaki bir yolcu gemisinde görülen vakalar ve Andes virüsü varyantının insandan insana bulaşma riski, hantavirüsü hem ulusal hem de uluslararası sağlık gündemine taşımış durumda.
Prof. Dr. Tok, hantavirüslerin iki ana gruba ayrıldığını belirtti: “Eski Dünya” (Avrupa/Asya – böbrek tutulumlu) ve “Yeni Dünya” (Amerika – akciğer tutulumlu). Asya ve Avrupa kökenli hantavirüslerde ölüm oranının daha düşük olduğunu, ancak Güney Amerika’daki vakaların daha ağır seyrettiğini ifade etti. Özellikle MV Hondius isimli yolcu gemisinde tespit edilen vakaların, daha ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Hastalığın iki ayrı sendromu olduğunu belirten Tok, Hantavirüs KardiyoPulmoner Sendromu’nun daha şiddetli seyrettiğini ve ateş, kas ağrısı, halsizlik gibi belirtilerle başladığını, sonrasında ise akciğer ödemi ve şoka yol açabileceğini söyledi. Ülkede yaygın olan Kanamalı Ateşli Böbrek Sendromu ise ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve akut böbrek hasarı ile karakterize edilmekte.
Prof. Dr. Tok, bireylerin hantavirüse karşı alabilecekleri önlemleri üç ana başlık altında topladı:
1. **Temizlikte Islak Yöntem**: Eski evler, kömürlükler gibi yerlerin temizliğinde kuru süpürge veya elektrikli süpürge kullanılmamalı; alan çamaşır suyu ile ıslatılarak temizlenmelidir.
2. **Kemirgen Kontrolü**: Evlerin girişleri kapatılmalı, gıdalar kapalı kaplarda saklanmalıdır.
3. **Kişisel Korunma**: Kırsal alanlarda maske ve eldiven kullanılması gerektiğini de vurguladı.
Hantavirüsün bulaşma riskinin düşük olduğunu belirten Tok, Dünya Sağlık Örgütü’nün insandan insana geçişin nadir olduğunu ifade ettiğini hatırlattı. Hantavirüs, toz ve enfekte kemirgenlerin dışkılarıyla yayılmakta ve bu nedenle global bir pandemi riski taşımamaktadır. Ancak, hastalığın bireysel düzeyde yüksek bir ölüm riski barındırdığı için farkındalığın önemli olduğunu söyledi.
Tok, tanı sürecinde hastanın öyküsünün ve klinik bulgularının büyük önem taşıdığını belirterek, kırsal alanlarda veya kemirgenlerle temas öyküsü olan kişilerin acil durumlarda dikkatli olması gerektiğini belirtti. Erken başvurularda testlerin negatif çıkabileceğini de sözlerine ekledi. Özetle, panik yapmak yerine temkinli adımlar atmanın en doğru yaklaşım olduğunu vurguladı.